24 HAZİRAN’IN ARKASINDAN

31 Ağustos 2018 16:41 Av.C.Yavuz AKSU
Okunma
28
24 HAZİRANIN ARKASINDAN

24 HAZİRAN’IN ARKASINDAN
C.Yavuz AKSU

Ülkemiz, geçtiğimiz haziran ayı içerisinde oldukça önemli bir seçimi geride bıraktı. Seçim-lerin bitmesinden günümüze neredeyse bir buçuk aylık bir süreci geride bıraktık.
Bir sistem değişikliğini bünyesinde barındıran 24 Haziran Seçimleriyle birlikte ülkemiz ye-ni bir evreye geçiş sağladı. Cumhuriyet tarihimiz göz önüne alındığında şu evreler karşımıza çık-maktadır:
-    Birinci evre: Tek partili dönem.
-    İkinci evre: Çok partili hayata geçiş.
-    Üçüncü evre: Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemi.
Bilindiği gibi, Cumhuriyet’in ilk yıllarında devletin temel felsefesinin oturtulması amaç-lanmış ve devletin anayasal sınırları çizilmiştir. Bu dönemde birkaç denemeyle de olsa çok partili hayata geçiş yapılmaya çalışıldıysa da istenen sonuca ulaşılamamıştır.
İkinci devre ise 1950 Seçimlerden sonra başlamıştır. Bu aşamadan sonra ülkemizde pek çok parti kurulmuştur. Hatta bunların birçoğu “tabela” partisi olmanın ötesine geçememiştir. Darbe ve muhtıralara rağmen çok partili hayat, bazı aksaklıklar olsa da devam etmiştir.
Üçüncü aşamada ise 24 Haziran ile tanıştığımız Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemi. Henüz bu sistemim sacayakları tam manası ile yerine oturmadı. Bütün seçim sitemlerinde olduğu gibi bu sisteminde tek amacı ülkemizin daha iyi bir yönetim sistemi ile temellerini güçlendirmesi ve atik hareket ederek varlığını devam ettirmesini amaçlamaktadır. Bu sisteme olan ihtiyaç 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonraki dönemde asıl manasıyla ihtiyaç olduğu ortaya çıkmış-tır.  Bunu ilk gören isim Milliyetçi Hareket Partisinin Lideri Devlet Bahçelidir.  Bu konuda itirazlar gelebilir. Ama unutulmasın ki, bundan önceki dönemde bu sistemin ihtiyaç olduğu hep yarım ağız ifade edilmiştir. Cumhuriyet tarihimizin en temel meselelerinden birisi devletimizin beka sorunu Devlet Bahçeli ile gündemin dışına itilmiştir.
Şimdi birazcık geriye gidelim.
Genel itibarıyla baktığımızda Yusuf Akçura’nın Üç Tarz-ı Siyaset eserindeki, Türkçülük, Osmanlıcılık ve İslamcılık akımlarına temellendiren bir siyasi geçmiş günümüze kadar gelmiş-tir. Kurulan bütün partiler bu üç ana tabandan beslenmiştir. Kendilerini topluma en iyi ifade eden-ler, ifade kuvvetlerinin gücü nispetinde kendi varlıklarını sürdürebilmişlerdir. Konjonktürel olan-ları ise çabuk parlayıp çabuk sönmüşlerdir. İsim vermek gerekirse yakın tarihimizden ANAP, DYP, DSP, RP, SHP gibi pek çok örnek çıkartılabilir. Amacımız tarih olmuş partiler üzerinden bir değerlendirme yapmak değil. Ayrıca gereksiz bir tartışmanın içerinde girmekte zaman israfı olur. Derdimizin üzüm yemek olduğu bilinmelidir. Bağcıyla bir bağlantımız yok.
Akçura’nın  Üç Tarz-ı Siyaset eserinde de o dönem itibarıyla Türkçülüğün öne çıkartılması onun etrafında birleşilmesi gerektiği vurgulanıyordu. Hemen belirtelim bizim Türkçülük anlayı-şımız Almanların Almanlık anlayışıyla bağdaşmaz. Maalesef  “faşizm” deli gömleğinin arkasına sığınanların bu yaftaları hep havada kalmıştır. Bizim milletimizin Türkçülük anlayışı dün olduğu gibi bugün de yüce dinimiz İslam ile iç içedir ve İslam dinini yıkılmayan son kalesidir. 
Bu sağlam duruşun ülkenin temel felsefesi hâline gelmesi hain planların membaından içen-leri hep endişelendirmiştir. Çünkü çeliğin çift su yemesi gibi sağlam bir bünyeye sahip bu duruş beka ufkunda şanlı bir bayrak gibi dalgalanmaktadır.  24 Haziran’ın önünü açan kadrolar tarih bilinci, millî şuur ve gelecek ufku ile bir kez daha ülkenin önünü açmıştır.
MHP Lideri Sn. Devlet Bahçeli ve Ülkücü kadroların ülkenin yeni yapısının şekillenmesinde ortaya koydukları iradenin bedelini seçim süresince en ağır biçimde ödemişlerdir. Menşei meç-hul mihraklar Ülkücü camiayı çarmıha germiş, kamuoyu oluşturmak suretiyle sistemin dışını itmek için ellerinden geleni ardına koymamışlardır. MHP bittiği, bir daha MHP’nin siyasi hayatı-mızda olmayacağı gibi art niyetli propaganda ile toplum mühendisliği yapmışlardır.
Seçim süresince iftiralar iftiraları izlemiş, müfteriler müfterileri desteklemiştir.  Fakat 24 Haziran gecesi Türk milletinin tokatlarını ense köklerinde hissettiklerin tavuk gibi gıdaklayarak çer çöp oynamaya başlamışlardır. Utanma duygusunu yitirdikleri de 24 Haziran’dan günü tescil-lemişlerdir.
Ülkücülerin tarihî yolları üzerine kurulan tuzaklarla, hainliklerle doludur. Türk basını, sö-züm ona araştırma şirketlerinin verileri ile ülkemizi karanlık bir çukura itmek istemişler, 15 Temmuz’a direnen milletimizi, Yenikapı Ruhu’na sahip siyasilerimizi boğmak için ellerinden ge-leni yapmışlardır. Dediğimiz gibi Ülkücüler tarihî pusularla mücadeleyle geçmiştir. Fakat Bilge Lider Devlet Bahçeli kurulan son pusuyu görülmemiş bir biçimde bu hainlerin kafasına toptan geçirmiştir.
Dün Çin Seddi’nin önü, Malazgirt’in kapısı, İstanbul’un suru, Çanakkale’nin siperlerinde sa-vaşan Ülkücüler Allah’a hamdolsun ki, 24 Haziran 2018 Seçimlerinden de başarı ile çıkmasını bilmişlerdir.