1919’DAN… 2019’A… EMPERYALİZMİN KAYIĞINA BİNENLER

19 Ekim 2017 10:21 Coşkun BAŞBUĞ
Okunma
709

1919’DAN… 2019’A… EMPERYALİZMİN KAYIĞINA BİNENLER

 

 

 

Coşkun BAŞBUĞ

 

 

“Son dönemlerde Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)yaşanan gelişmeleri mercek altına aldığınızda, bu partide yaşanan olayları biraz mantıkla biraz da akılla değerlendirdiğinizde haklı olarak gözünüz yine paralel yapıya diğer adıyla Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ) kayar…

…Olayları süzgeçten iyi geçiren biri dönen dolapların bir dış güç operasyonu olduğunu rahatlıkla anlayabilir. Bunu anlamak, olanı görmek için de öyle istihbaratçı olmaya…

…Karanlık güçlerin talimatıyla MHP içerisinde Devlet Bahçeli’ye karşı sinsice oluşturulan muhalefet atağının arkasında paralel yapı parmağının olduğu…

…Birden ve dört koldan başlayan muhalefet kalkışmasının bizzat FETÖ talimatıyla başlatıldığı ve kalkışmayı üst aklın yani Amerika Birleşik Devletleri’nin perde arkasından desteklediği…

…Devlet Bahçeli yılların verdiği siyasi tecrübeile bu sinsi oyunu hemen fark etti. Kıvrak zekâsıyla kurulan tuzağı çözen Bahçeli bugüne kadar son derece soğukkanlı davranışlar gösterdi. Parti içinde anında ve yerinde aldığı kararlarla, getirdiği yeni uygulamalarla ülkede bölünme yolunda kan dökülmesini engelleyen, tüm siyasi hesapları bir kenara bırakarak bu sinsi planın geri tepmesinde büyük katkı ve çabaları olan bir parti lideri görüntüsü verdi.  Hepsinden önemlisi ülkesinin bekası için siyasi hamleleri ve hesapları bir kenara bırakıp AKPartinin, özellikle Recep Tayyip Erdoğan’ın FETÖ ile mücadelesindeki yalnızlığına son verdi ve FETÖ’ye göre yaptığı bu hamlelerle de haddini aştı ve bir anda hedef tahtasına konuverdi…

…MHP’de oyun başlar başlamaz bir anda üç grup partili oluştu: Birinci grup bu oyunları gören…İkinci grup ise bu oyunu göremeyen…Üçüncü grup ise kendini parti içinde sinsice bugünler için saklamış kripto FETÖ mensubu MHP’lilerdi…İkinci grubun takınacağı tavır sadece partinin değil gelecekte ülkenin kaderini de belirleyecekti…

…Fethullah Gülen’e bağlılığını evvel zamanda defalarca deklare eden Meral Akşener, Devlet Bahçeli engelini aşmak için ikinci grup üzerine oyun kurma telaşındaydı…

Her taşın altında paralel mi olurmuş, diye kuşaklıyla işi sulandırmaya çalışan televizyoncular ve gazetecilere bakıp sakın şaşırmayın.Evet, bu örnekte de gördüğünüz gibi her taşın altında paralel yapı vardır…

…Son çırpınışları oynayan FETÖ, acaba MHP’de bir kan değişikliğine gidebilir ve yıllardır pamuğa sararak sakladığım nazlı gelinim Meral Akşener’i gün yüzüne çıkarıp partinin başına geçirebilir miyim, ardından bu yolla iktidara konabilir miyim dedi ama olmadı. Örgütteki hesap partiye uymadı…

…Devlet Bahçeli’ye olan güvenimi asla yitirmedim.O da beni mahcup etmedi ve hem adına hem de devlet geleneğine yakışır şekilde inanılmaz bir dik duruş gösterdi. Bu yapılanla herkes o ismin neden kendisine verildiğini anlamış oldu…

Bildiğim bir başka şey, FETÖ’nün yediği bu tokatla son nefesine bir adım daha yaklaştığı ama henüz son nefesini vermediği, verene kadarda asla pes etmeyeceği…

O nedenle uyanık kalacağız…

O nedenle birlik olacağız ve bu kirli oyunu çözeceğiz…

Çünkü ne demiş atalar su uyur FETÖ uyumaz…”

 

Demir Lady İngiliz Değilmiydi?

Bu satırlar yaklaşık sekiz ay önce, benim yine bu dergide yayımlanan yazımdan alma satırlar. Kısa kısa alıntılar yaptığım bu satırlardan da anlaşılacağı gibi,yazımda FETÖ’nün jokeri “demir Lady” (Türkçesi: Topuklu Efe) lakaplı Meral Akşener’in, ülkeyi bekleyen en büyük tehlikelerden olduğunu vurgulamış ve hem kamuoyunu hem de siyasileri bu sinsi tehlikeye karşı kalemim döndüğünce uyarmaya çalışmıştım.

Evet, yukarıda özet olarak bazı bölümlerinden alıntılar vermiş olduğum yazının bütününden anlaşılması gereken Meral Akşener’in tamamen bir İsrail-İngiliz--Amerikan ortak yapımı proje olduğu ve bu kripto yapının Milliyetçi Hareket Partisi içine sızdırılarak bugünler için yedekte bekletildiğiydi. Bugün geldiğimiz nokta,siyasette yaşamakta olduğumuz gelişmeler, benim bu iddialı tespitte ne kadar haklı olduğumu net olarak ortaya koymuş oldu.

Evet,artık sağır sultanların bile duyduğu, siyasete uzak en saf insanımızın bile anladığı gibi Meral Akşener ve beraberindeki muhalif kadro FETÖ’nün, daha doğru bir ifade ile küresel aklın, daha açık bir ifade ile İngiltere, Amerika ve İsrail’in elindeki en önemli ve bana göre son kozları. Hangi aklın olduğu aslında Meral Akşener’e takılan lakapta saklı. “Demir Lady”….

İşte bu kişiye özel ilişkiler sayesinde hizmete özel kişiler üzerinden yürütülecek siyasetle sağda bir bölünme, iktidarda bir değişiklik ve tüm bundan daha önemlisi bu kişiler üzerinden kurulacak oyunla Erdoğan’ın ülke yönetimden uzaklaştırılması,hatta mümkünse yok edilmesi emperyalist güçlerin âdeta üzerine kitlendiği tek hedef hâline gelmiş durumda.

 

Atatürk:“Türk Milleti Zekidir!”

Ama ortada Türk milletinin zekâsı gibi bir de acı gerçek var. Kurulan sinsi oyun işte bu zekâsayesinde erkenden fark edilerek deşifre olunca bu uğurda yaşanan gelişmeler,gerçekler gün gibi su yüzüne çıkmış oldu. Maskesi düşen üst akıl hemen toparlanarak karşı atağa geçti ve gerçekleri örtebilmek için sürecin sulandırılması yoluna gitmeyi tercih etti ve bu maksatla FETÖ’ye elinde kalan son kripto televizyon kanalları ile gazeteleri devreye sokması talimatını verdi. Bu hamlede amaç; örgütle ilgili kritik hususlar deşifre olduğunda sahaya sürülen medya organlarında“Her şeye de FETÖ diyoruz canım, ne alakası var, olur mu öyle şey!” türünden haberlerle gerçeklerin üzeri örtülmeye ve toplum nezdinde hedef saptırma adına algı oluşturulmaya çalışılacaktı. Öyle de yapıldı. Aynı zamanda bu algı operasyonlarıyla eş zamanlı olarak, aynı kripto medya üzerinden, Fethullah Gülen’in korunması için örgütüne özel talimat verdiği Meral Akşener’e yönelik de çok büyük bir tanıtım ve destek kampanyası başlatıldı. Belli aralıklarla ve havadan sudan bahaneler yaratılarak yapılan bu haberlerde Akşener’in yıldızı parlatılmaya çalışılıyordu. Ucuz numaralarla sözkonusu medya kanallarında hâlen yürütülen bu kampanya,2019’a kadar ve gittikçe artan bir tempoda devam edecektir.